Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Hayat
29 Temmuz 2010 | 56 Yorum
Bir süredir çılgın ve koşuşturmacalı bir telaş içindeyim. 2009 faciasının ardından 2010′a daha temkinli ve çekimser bir ifade ile girmiştim. Ama bu kadar maceralı bir yıl olacağını ben de tahmin etmiyordum. İlk yarısını geride bıraktığımız 2010′da bir süredir sesimin çıkmadığını farkedip habire sıkıştıranlara hem bir açıklama yapayım, hem de bundan sonra çıktığım yeni yoldaki durakları kısaca anlatayım istiyorum.
“İş hiçbir zaman bitmez!” felsefesi iliklerine kadar işlemiş biri olarak her zaman sorulanlara...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Hayat
11 Haziran 2010 | 2 Yorum
Kelimelerin tükendiği yer burası… Bugün yazı yazmak gelmiyor içimden. Kusmak istiyorum. Ağız dolusu, içimi parçalarcasına, çatlarcasına kusmak, saatlerce…
Oysa dün akşam yatarken çok güzeldi herşey. Gün boyu işte kafa patlatmış, sonrasında ise geç saatlere kadar arkadaşlarla çılgınca eğlenmiş ve yüzümde mutlu bir gülümsemeyle uyumuştum. Sabah kalktığımda yatakta hissettiğim sıcaklıkla başladı her şey… Burnumun kemiklerini sızlatan kesif bir koku vardı etrafta. Yavaşça gözlerimi aralayıp çevremi incelemeye başladığım an, midemin kalktı...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Hayat
28 Mayıs 2010 | 27 Yorum
Bu yazıya nasıl başlayacağımı ve nasıl sonlandıracağımı bilemiyorum. O kadar heyecanlyım ki…
Yüzyıllar boyu İstanbul’un Fethi ve Fatih hakkında çok şey yazıldı, çizildi. İlkokuldan bu yana benim gibi herkes bu konuda bir çok şey okumuş veya duymuştur. Fatih’in ne maharetli bir komutan olduğu, adaleti, fazileti, dehası, “Ya ben İstanbul’u, ya İstanbul beni alacak!” haykırışı, Bizans’ın dirençli surları, Akşemseddin‘in yol göstericiliği, akıl almaz boyutlardaki toplar, karadan yürüyen gemiler, çılgın ve...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Dinlediklerim
28 Nisan 2010 | 4 Yorum
Ne zaman ve nerede duyduğumu hatırlamıyorum ama esrarengiz bir biçimde iki gündür yeniden ağzıma dolanan bir cümle var: “İbrahim, içimdeki putları devir!” Önce mırıldanarak söylediğim bu cümle sürekli tekrarladığım bir şey haline gelince işler iyice çığrığından çıktı.
Şöyle bir araştırma yaptığımda cümlenin Asaf Hâlet Çelebi‘nin bir şiirine ait olduğunu öğrendim. Hatta Aykut Kuşkaya‘nın da eklemeler yaparak bu şiiri bestelemiş olduğunu görmek beni çok şaşırttı. Son günlerime derin anlam katan bu mısraları sizinle...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: İzlediklerim
27 Nisan 2010 | 5 Yorum
Fragmanını izlediğimden bu yana heyecanla beklediğim bir film olan Kick-Ass, nihayet 16 Nisan’da Amerika’da vizyona girdi. Ben de ertesi gün filmi izleme şansını buldum. Her şey tam yerli yerinde, fragmandan çıkardığım tahminler tam olarak karşımdaydı. Uzun zamandır bir film beni böylesine tatmin etmemiş, beklentilerimi tam karşılamamıştı doğrusu. Peki nedir beni bu kadar keyiflendiren detaylar? Onlarla başlayalım hemen:
Kick-Ass adını ilk duyduğumda heyecanlanmamı sağlan şey, kuşkusuz Mark Millar. Wanted, Marvel Knights Spider-Man, Ultimate Fantastic 4...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Dinlediklerim
15 Nisan 2010 | 1 Yorum
Dinlediklerim‘in Barış Manço’dan sonra konuğunun Mazhar Alanson olması beni tanıyanları şaşırtmaz. Ancak onlarca şarkısı arasından belki de son sıralarda olacak olan “Bu Ne Biçim Hikaye Böyle?”yi seçmeme hala ben de inanamıyorum. Şu sıralar en çok dinlediğim Mazhar Alanson parçası olmasından olsa gerek diye düşünüyorum.
Sözü daha fazla uzatmayayım da sizi şarkı ile başbaşa bırakayım.
Bu ne biçim hikaye böyle?
Hasta mısın nesin bana söyle.
Gel gidelim güneylere,
Yenilenip dinlenmeye.
Deliyim ben aslında…
Senin gibisin...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Hayat
09 Nisan 2010 | 2 Yorum
Bu soruyu adını hatırlamadığım bir romanda, kahramanlardan biri soruyordu sanırım. Yoksa bir filmde miydi? Hatırlamıyorum. O zaman da önce bir duraksamış, sonrasında ise zaten bu sırra vakıf olduğumu düşünerek hızla yoluma devam etmiştim. Ben, zaten insanlar büyüdükçe gerçekliğin daha da ortasına düşüp, cesaretlerini yitirerek; çocukluklarındaki o saf ve duruluktan uzaklaştığına ve artık hayaller yerine gerçeklerle yaşadıklarına inanıyordum. Oysaki durum oldukça farklıydı. Ve benim bunu anlamam 4-5 sene önce tüm enerjimi yeni işime...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Hayat
08 Nisan 2010 | 6 Yorum
Son zamanlarda oldukça zor günler geçiren bir arkadaşımın dertlerini dinlerken, konuyu dönüp dolaştırıp aynı yere getirdiğini farkettim: “Çevrem çok kötü.”, “Beni onlar bu hale getirdiler.”, “Herkesi, herşeyi terkedeceğim. Artık tertemiz olacağım.” O ısrarla bu tezini savunurken yüzüme yayılan istihzalı gülümsemeye anlam veremeyip sorguladığında, gayri ihtiyari ağzımdan şu cümle döküldü: “Firavun Sarayında Musa…”
Orta yaşlara ve ömrümün ikinci yarısına doğru hızla geri saydığım şu günlerde bana...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Hayat
21 Mart 2010 | 12 Yorum
Dün akşam bazı bürokratik işlemler için hazırlanan evrakları karıştırırken, elime bir nüfus kaydı geçti. Kayıttaki ibarelerde o kişinin hayatına giren ve çıkan insanlar listelenmişti. 1934‘te doğduğu günden bu yana evliliği, doğan ve ölen çocukları, onların evlilikleri, evlat edinmesi gibi maddelerin sonunda Ölüm hanesinde yazan tarihte durakladım: 14/11/2009. O an’ı hatırladım bir anda ve sonra hızla geriye döndüm…
Hayatının son günleri, beraber yaşadıklarımız, hayatımızın köşetaşları, küçük ve sıradan detaylar,...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Internet Kültürü, Sosyal Medya
18 Şubat 2010 | 45 Yorum
Dünyanın en ünlü pazarlama bloglarından Marketing Conversation™ ilginç başlıklı bir yazı yayına aldı: Social Media Jackass. Yazı başlığının “Sosyal Medya Ahmağı / Eşeği” gibi bir anlamı var. İlk başta esprili bir başlıkla gene ilginç ve bilgilendirici bir makale olacağını düşündüm. Ancak yazının her yerinden tek kelimeyle “isyan” fışkırıyordu. İçeriği itibariyle çok ilginç bulduğum bu yazıyı ben de Google Reader üzerinden paylaştım. Ancak bir saat kadar sonra baktığımda yazının siteden uçurulduğunu farkettim....