
Son günlerde kendimi iyice Erdener Abi gibi hissetmeye başladım. Artan yoğunluk/yorgunluk’tan dolayı dış dünya ile bağlantım koptu. Sorulan sorulara tek kelimelik cevaplar verir oldum. Sonuncusu da sevgili Uğur‘a denk geldi. Geçenlerde Bildirgeç‘te bir yazı yazmış. Sağolsun her zamanki gibi bana yolladı. MSN üzerinden link geldi; tıkladım, açtım. Yazının başlığına şöyle bir baktım, içeriğine göz attım ve tek kelimelik bir cevap verdim: Çıkmaz.
Bu konu aslında pazarlama dünyasının, son bir kaç senedir de bizim sektörün tartışmalarındaki önemli bir gündem maddesi. Hatta bir zamanlar kitabı bile (yer yer sposnsora methiyeler koksa da keyifli ve iyi bir çalışmaydı) yazılmıştı. Sevgili Uğur’un yazısı da bir hayli tartışma yaratmış görünüyor. “Neden çıkamayacağı”na dair sebepler sıralayanlardan, desteksizliklikten yakınanlara, “Çıkar, niye çıkmasıncılar ki?”lerden, “Önümüzdeki 10 yıl içinde bak gör neler olacak?” diyenlere, yazının vasatlığından dem vuranlardan, kişisel tartışmaya girenlere dek bir çok kişi ahkam kesmiş yazının altında.
Ufuğun verdiği gerçek hayat örneklerine de ne yazık ki katılmıyorum. Bırakın web dünyasını, reel sektörlerde de bir dünya markamızın olduğunu düşünmüyorum(Beko diyenler lütfen terketsin hemen siteyi). Uzun zaman önce konuyu defalarca derinlemesine tartışmış, sebepler ve sonuçalara dair bir çok şey söylemiş ve dinlemiş biri olarak iyice sıkıldım bu argümanlardan. Artık konuyu duyduğumda bile midem bulanıyor. Belki de o yüzden tek kelimelik bir cevap verdim.
Sebeplerine dair bir liste yapsak emin olun sayfalar yetmez burada. Ama hiç kalkışamayacağım bunu yapmaya. Zira dedim ya sıkıldım bu konudan, kusura bakmayın. Birçok ümitvar arkadaşımın aksine ben bu konuda kötümserim. Neden çıkmayacağına dair ille de sebep isteyenlere aslında tüm sayacaklarımın en önemli iki maddesini yazayım ve artık ilelebet bu konuya dönmeyelim:
Ne zamana kadar bu topraklardan dünya markası çıkmaz?
1- Tüketen değil üreten bir toplum olmadıkça
2- Herkes kendi bildiği işi yapmadıkça
Additional comments powered by BackType
Bence olayı sonu çok güzel özetliyor..
Bu topraklardan dünya markasının çıkması hayalini bir kenara bırakalım, bu topraklara giren dünya markalarının nasıl Türk markası haline geldiğini ibretle izleyelim… Örn: Vodafone
Ben diyorum ki yakin zamanda olmasa da kıyamet kopmadan mutlaka çıkar onu da biz göremeyiz. Torunlarımız görür. Çünkü şu anda öyle bir marka yok. Dünyaya ismini duyuracak bir firma olmak uzun yillar ve tecrübeler ister. Diye düşünüyorum.
Çok zor.
Benim de cevabım HAYIR. Çünkü marka yaratmak için teknolojiye de sahip olmanız gerek. Biz ise teknolojiyi ithal ediyoruz.
Ayrıca üreten toplum olmak, marka yaratmak için yeterli olmayabilir. Çin örneğinde olduğu gibi. Sektör bazında bir şansımız olabilir. O da sadece hizmet sektörü…
İlerki zamanda belki..
Ölme eşeğim ölme yani.
[...] Bu Topraklardan Dünya Markası Çıkar mı? (6) [...]
Dünyada marka olmuş şirketlerin bir çoğunun patronları zaten kendi işini yapmamışlardır dikkat edilirse. Tüketim iyidir sorun tüketime uyduramadığımız üretimdedir. Oda doğulu olmanın rehavetinde gizlidir, ne yaparsan yap bir kuzey avrupa üretim modeli bu topraklarda varolamayacaktır. Yani sorun ne üretimde nede insanın kendi işini yapmasındadır. Sorunun büyük kısmı ülkenin doğuda kalmasıdır. Bu aynı zamanda dünyanın doğusunu ilgilendiren sorundur. İnanmazsanız bizim aşağımızda kalan bölgelere bakın. Çok da farklı bi tablo görmeyeceksiniz. Meşhur bir hikaye vardır. Doğulu bir ip cambazına “ha düştü düşecek” diye bakarken batılı”ha geçti geçecek” diye bakarmış. Biz ortaya yeni bişey koymaktansa varolan üzerinde didişmeyi kısır döngüde yaşamayı seviyoruz. Dolayısıyla siyaset dahil hiçbişey üretemiyoruz ya da ürettiğimizin sonunu getiremiyoruz oda kimsenin işine yaramıyor.
Bağımsız olduğumuz gün.
Sen kimsin ki böyle laflar ediyosun… Akıllı ol biraz..