Sosyalleşme Savaşları

Hem teknik hem de içerik ve metodoloji açısından henüz mağara çağı kalitesinde olsa  da Internet üzerindeki sosyalleşme evreleri (dolayısıyla onların oluşturduğu büyük resim: Sosyal Medya) umut verici gelişmelerle yoluna devam ediyor. Blogger, WordPress gibi popüler servislerde blog yazıyoruz, Facebook‘da arkadaşlarımız var, Google Reader‘da içerik takibi yapıyor ve paylaşıyoruz, Flickr‘a fotoğraf yüklüyoruz, last.fm‘de müzik yayını yapıyor, Delicious‘ta yer imlerimizi saklıyor, Twitter‘da anlık paylaşımlarda bulunuyoruz. Şimdilik herkes halinden memnun gözükse de Sosyal Medya dediğimiz şey bunlar gibi yüzlerce servisten oluşuyor ve kullandığımız servislerin sayısı arttıkça yeni problemler gün yüzüne çıkıyor. Bir kere tüm bunları yapabilmek için ayrı ayrı kullanıcı adları ve şifreler gerekiyor. Bu Sosyal Medya dediğimiz olgunun ruhuna son derece aykırı ve geride kalmış dışı bir durum. FriendFeed, Youmeo ve Plaxo gibi bazı akıllıca uygulamalar bu aktiviteleri tek bir noktada birleştirmeye çalışsa da Google’ın yegane hedefi olan “herhangi bir uygulama, herhangi bir site, herhangi bir ortam”dan henüz çok uzağız.

Şöyle bir düşünün: bu ortak kimlik sistemleri sadece “login” olmaya yaramak dışında bütün sosyal medyadaki verilerimizi ve sanal hayatımızı gittiğimiz her yere taşısalardı hayat çok daha kolay ve Internet gerçekten de”akıllı” olmaz mıydı? Örneğin bir restorana gitmek için Google Maps üzerinde yol tarifini çıkartmaya çalışırken, arkadaşlarınızın o restorana dair deneyimleri, yol tarifleri, olası rezervasyon planları ve en son ne zaman gittikleri, tavsiye menüleriveya favori yemekleri gibi şeyleri de aynı anda görebilmek harika olurdu. Şu anda “Sosyal Toplum”dan çok, ayrı yerlerde kolonileşmiş ve kendi kendine konuşan kalabalıklardan söz ediyoruz.

Bu çoklu kimlik paradoksu için Google ve Facebook’un girişimleri (Friend Connect ve Facebook Connect) ya da OpenID gibi daha geniş çaplı girişimler henüz emekleme aşamasındalar ve çok da yetenekli değiller. Fakat hayal ettiğim(iz) yetenekleri kazandırmak için çılgınca bir çaba içinde olduklarından emin olabilirsiniz. Burada Facebook’un çok değerli bir yere sahip olması ve aşırı gelişmiş, ayrıntılı bir adres defteri haline gelmesi ile birlikte esas değerini oluşturan datalarımızı ve hayat akışlarımızı kullanmak istemesi ile Google’ın bu nihai hedefine göz dikmesi süreci oldukça hızlandırdı. İçinde bulunduğumuz yıl ve 2010 yılı bu alanda ciddi savaşlara sahne olacak gibi gözüküyor.

Bu her ne kadar teknik ve pazarlama içerikli bir savaş gibi gözükse de gerçek bunun çok ötesinde. İçeriğinde bir çok öğeyi bulunduran bu savaş, galibine (ya da galiplerine göre) Internet’teki yaşamımızın da geleceğini ve kullanım alışkanlıklarımızı da belirleyecek. Örneğin Internet’e dair hep şikayet ettiğimiz “veri kirliliği” ve “filtreleyememe” gibi konuların çaresi arkadaşlarımız olabilir ve temelde bu filtre ulaşabileceğimiz verilerin kalitesini belirleyebilir.

İnsanın doğası gereği sosyal bir varlık olması, alışkanlıklar ve kültürleri aralarındaki bağlarla oluşturması, ister istemez yeni yaşam dünyası olan Internet’i de bu noktaya doğru giderek daha hızlı adımlarla sürüklüyor. 2010 sonunda toz-duman ortalıktan kalktığında kimin galip çıktığını hep birlikte göreceğiz. Ne kadar kanlı da olsa bu savaşın tek güzel yönü var: kim kaybederse kaybetsin, Internet kullanıcıları (yani biz) kazanacak.



2 Responses to “Sosyalleşme Savaşları”

  1. Muge Cerman diyor ki:

    Üstadım;
    Gönlümüzdeki internet kullanımını kağıda dökmüşsün. Belki 2010 değil ama 2012 den eminim etkileşimli internet kullanımı konusunda. Nanolar yayıldıkça donanımların da hızı ve yeteneği arttıkça herşey daha farklı bir yere gidecek. Teşekkürler yazdığın ve paylaştığın için.

  2. [...] yine enteresan bir sürprizle bizi şaşırtmayı başardı. Böylece Sosyalleşme Savaşları‘nda yeni bir cephe daha açılmış oldu. Facebook‘un FriendFeed‘i satın alma [...]

Leave a Reply

Additional comments powered by BackType