
Madem ki “İzlediklerim“i artık buraya taşıyoruz, beni az çok tanıyan herkesin tahmin edebileceği gibi ilk olarak Star Wars efsanesinden söz edeceğim. Bir Star Wars hayranından pek de objektif yorumlar beklemeyebilirsiniz. Haksız da sayılmazsınız. Yer yer eleştirilecek noktaları, beğenmediğim kısımları olsa da Star Wars, benim gözümde daima en muhteşem sinema işi olmayı sürdürecek. Rahatsız olduğum konuları bir başka yazıya bırakarak sizi bu efsane ile tanıştırmak istiyorum.
İyi ve kötünün, dünya var olduğundan beri süren savaşının bu mistik ve bir o kadar da muhteşem anlatımından kısa bir yazı ile söz etmek neredeyse imkansız. 30 yılı aşan tarihinde o kadar çok bahsedecek şey var ki… Bunların hepsi neredeyse başlı başına birer yazı/dizi konusu. Genelde çevremdekiler bu konuyu açmamı pek istemezler. Çünkü konu Star Wars olunca çenem düşebilir ve saatlerce bu şaheserler serisinden bahsedebilirim. Ama merak etmeyin. Bu yazıda elimden geldiğince kısaca anlatmaya çalışacağım.
Star Wars efsanesinin yaratıcısı George Lucas, parlak bir geçmişle girdiği Holywood dünyasında yaşadığı THX hüsranının ardından biraz durgun bir dönem geçiriyor ve Star Wars’ın senaryosu üzerinde çalışıyordu. Bir baba ve ikiz çocukları üzerine yoğunlaşan hikaye, onun iyilik ve kötülük arasındaki yolculuğunu anlatıyordu. Bir çok film şirketinin kapıdan kovduğu proje, 20th Fox tarafından minimum masraf ve imtiyazlarla kabul edildiğinde kimse projenin kazandıracağına inanmıyordu, Lucas hariç. Efsanenin ilk filmi Star Wars, 1977′de gösterime girdiğinde herkesin ağzı açık kalmıştı.
Kendi adıma, ilk izlediğim bölüm olan Star Wars’ta (yeni adıyla Episode IV – A New Hope) ekranda beliren mavi yazıdaki “A long time ago in a galaxy far, far away…” (Uzun zaman önce çok, çok uzak bir galakside…) kelimelerini okuyunca merakla ekrana dikkat kesilmiştim. Ekrandan fırlayıp gelen Star Wars logosu ve perspektif verilen yazılar akmaya başlayınca -ki muhteşem jenerik müziğini de unutmamak lazım- kalbim heyecanla atmaya başlamıştı. Yazıların ardından, uzaydaki bir gezegene doğru hızla giden isyancı gemisinin arkasından ekranın üstünden yavaşca süzülen dev Yıldız Destroyeri’nin ürkütücü görüntüsü beni koltuğa çivilemişti adeta. Sonrası malum: o ana kadar oldukça yabancı olduğumuz dünyalardan, uzaydan, galaksilerden, robotlardan, değişik ırklardan ve daha bir çok fantastik şeyden söz eden bu yapım beni fena halde etkilemişti.
Takip eden bölümlerde de aynı heyecanı, hatta daha fazlasını yaşamıştım. Ben Star Wars ile tanışalı 20 yıldan fazla olmuş. Star Wars ise 2007′de 30. yılını kutladı. İzlediğiniz ve beğendiğiniz bir çok filme ilham kaynağı olan, kullandığı teknikler ve başarılı sinematografisi bir çok filmde kullanılan, o günün çocuk ve gençleri, bugünün ise efsanevi yönetmenlerini derinden etkileyip yaptıkları filmlerinde hep onun verdiği fikirler kullanılan, soundtrack tarihinde bir çağı kapatıp yenisini açan ve daha burada sayamayacağım bir çok ilki başaran bu efsane ile hala tanışmadıysanız, henüz sinema adına hiçbir şey keşfetmemişsiniz demektir.
Star Wars’ın bir çok başarısının yanısıra ticari başarılarıda oldukça büyük. Dünyanın en büyük hayran kitlesine sahip bu şaheser sadece filmleri ile değil, kitapları, oyuncakları, action figürleri, aksesuarları, mobilyaları ve daha bir çok ürünüyle dev bir sektöre dönüşmüş durumda. Hazır CNBC-e tüm seriyi art arda yayınlamaya başlamışken: mutlaka bu şaheserleri edinip, koleksiyonunuzun en nadide köşesine yerleştirin. Eğer izlediyseniz de bu yazının üstüne bir kez daha tüm serinin üstünden geçip, tüm detaylarına vakıf olmaya çalışın.
Son bir tavsiye: ulaşma imkanınız varsa, mutlaka Rüyalar İmparatorluğu: Star Wars Üçlemesinin Hikayesi (Empire of Dreams: The Story of the ‘Star Wars’ Trilogy) adlı belgeseli seyredin. Bana hak vereceksiniz.
Star Wars Bölümleri:
Daha fazlası için:
Additional comments powered by BackType