Posted by Fatih Taşkıran in Internet Kültürü, Sosyal Medya
on 18 Şubat 2010 | 45 comments
Dünyanın en ünlü pazarlama bloglarından Marketing Conversation™ ilginç başlıklı bir yazı yayına aldı: Social Media Jackass. Yazı başlığının “Sosyal Medya Ahmağı / Eşeği” gibi bir anlamı var. İlk başta esprili bir başlıkla gene ilginç ve bilgilendirici bir makale olacağını düşündüm. Ancak yazının her yerinden tek kelimeyle “isyan” fışkırıyordu. İçeriği itibariyle çok ilginç bulduğum bu yazıyı ben de Google Reader üzerinden paylaştım. Ancak bir saat kadar sonra baktığımda yazının siteden uçurulduğunu farkettim....
Posted by Fatih Taşkıran in Internet Kültürü, Sosyal Medya, e-Marketing
on 17 Eylül 2009 | 6 comments
Bir varmış, bir yokmuş… Teknolojiyi ve bilgiyi hep dışarıdan ithal eden bir ülkede, pazarlama vilayetinde markalar ve ajanslar mutlu ve huzurlu bir hayat yaşarlarmış. Her güne aynı şekilde başlayıp, atalarından kalan geleneklerini devam ettiren şehrin sakinleri, arada bu montonluktan sıkılıp farklı şeyler denemeye kalkışanları isyan çıkarmakla suçlayıp, hızla aforoz ederek alışkanlıklarını sürdürür, törelerini korurlarmış. Bu kurulu düzen süregiderken bir gün, yine ithal edilen kolilerden birinin üstündeki yazı hepsini kuşkulandırmış: Sosyal...
Posted by Fatih Taşkıran in Hayat
on 13 Eylül 2009 | 1 comment
Makale Yazarı: John Taylor Gatto
Mevcut okulların en büyük başarısı şu ki, benim en kaliteli öğretmen arkadaşlarım arasında, hatta tanıdığım en iyi aileler arasında bile çocukların başka türlü eğitilebileceğine dair düşünceye sahip olanların sayısı son derece azdır.
Oysa belki bir yüzyıl öncesinde durum çok daha başkaydı: İnsanlar yine disiplinliydiler, ama aynı zamanda özgürdüler; sosyal sınıflar arasında bu kadar keskin bölünmeler yoktu; insanlar kendilerinden daha emin, icad yeteneği yüksek, ve en önemlisi, pek çok şeyi bağımsız olarak...
Posted by Fatih Taşkıran in Hayat
on 12 Eylül 2009 | 0 comments
Çocuklara öğrettiğim altıncı ders, “daima izleniyor oldukları” dersidir. Ben bir eğitimci olarak öğrencilerimi daima gözetim altında tutarım. Bütün öğretmen arkadaşlarım da aynı şeyi yaparlar. Bu sebeple, çocukların kendilerine özel bir alanları yoktur, kendilerine özel bir zamanları da. Belki ders başlangıcında gelişigüzel arkadaşlık yapmaları için en fazla beş dakikaları olur. Sonra öğretmenler olarak bu süreci hemen keseriz. Eğer öğrenci gevezeliğe evde devam ediyorsa, aileleri çocuklarının düzensiz davranışlarını rapor etmeye teşvik...
Posted by Fatih Taşkıran in Hayat
on 11 Eylül 2009 | 1 comment
Öğrettiğim beşinci ders, “Öğrencinin değerinin onun değerini ölçen bir ‘gözlemci’ye bağlı olmasıdır.” Öğrenciler okullarda sürekli değerlendirmeye tabi tutulur ve o değerlendirmeler sonucunda belli etiketlemelere maruz kalırlar. Bir kesinlik izlenimi veren aylık öğrenci raporları, çocuğun etrafındaki onaylayıcıların sayısını arttırmak için evlere gönderilir. Ailelerin bu rapordan ne derece hoşnutsuz olacaklarının bir önemi yoktur. Aslında uzun bir uğraş sonucunda hazırlanmayan bu raporlar, öğrencinin “kusur profili”nin...