Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Okuduklarım
29 Nisan 2009 | 1 Yorum
Kitap okuma ile ilgili zaman zaman ara dönemler yaşıyor ve süregiden yeni kitap trafiğine ara verip, eski okuduklarımdan bir şeyleri raftan indiriyor ve yeniden göz atıyorum. Böylece hem biraz okuma aktivitemi rahatlatmış oluyor hem de ilk okduğumda gözden kaçmış veya unutulmuş bazı satırları yeniden keşfediyorum. Bugünlerde ilk okuduğumda “yeni bir keşif” olarak beni heyecanlandıran bir romanı yeniden okuyorum: Romantik Hareket: Seks, Alışveriş ve Roman. Alain de Botton‘un yazdığı ve ilk çıktığında oldukça ses getiren bu roman,...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Internet Kültürü, Sosyal Medya
28 Nisan 2009 | 2 Yorum
Yeni eve yavaş yavş yerleşirken açılan kolilerden çıkanlarla zaman zaman derin bir nostalji içerisine giriyorum. Kimi zaman bir kitap alıp beni çok eskilere götürüyor, kimi zaman elime geçen bir fotoğraf beni uzun uzun düşündürüyor. Çok değil sabah yeni açtığım bir koliden CD’leri yerleştirirken Hasan Cihat Örter‘in re-formation serisi ile karşılaşmış, ortaokul yıllarım aklıma gelmişti. O zamanlar ınstrumental müziğe olan ilgimde yerli sanatçılardan Erkan Oğur ile başlayan, sonrada Hasan Cihat Örter ile devam eden keşifler yapıyordum. Zamanla...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Web
28 Nisan 2009 | 2 Yorum
Bildiğiniz gibi buraya veda ettim. Artık yeni adreste yeni yazılarla arz-ı endam ediyoruz efendim. RSS adreslerinizi ve bookmarklarınızı güncellemyi unutmayın efendim.
Yeni adresimiz: http://fatihtaskiran.net
RSS Abonelik adresi:...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Beğendiklerim
26 Nisan 2009 | 1 Yorum
Efendim mademki söz nostaljiden açıldı, buyrun size La Linea, bizdeki adıyla “Bay Meraklı”… Kendisi benim çocukluğumda Pazar günleri rahmetli Cenk Koray’ın programında ne ara çıkacağı belli olmayan bir çizgi karakterdi. Onu kaçırmamak için koskoca (en azından biz çocuklar için) sıkıcı programı takip etmek zorunda kalırdım. Zaten ekranlarda 3 dakika kadar arz-ı endam eder, kaybolurdu. Geçenlerde bir muhabbet esnasında sözü açılınca merak ettim, bir araştırayım dedim. Meğer tek özleyen biz değilmişiz. Üstelik kendisi hakkında...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: İzlediklerim
25 Nisan 2009 | 4 Yorum
Warner Bros Türkiye, bir süredir blog yazarları için ön gösterimler düzenliyor. Ben de bir sinema aşığı olarak elimden geldiğince katılıyorum. Son davet Pembe Panter 2 için olunca ister istemez gidip gitmemeyi şöyle bir gözden geçirdim. Zira eski Pembe Panter serisinin esaslı bir fanatiği olarak Steve Martin‘li yeni seriye alışamayacağımı düşünüyordum. Üstelik yeni serinin 2006 tarihli ilk filmini de izlememiştim. Bir zamanlar zevkle izlediğiniz ve gözünüzde ayrı bir yeri olan karakteri, hele de Peter Sellers gibi bir ustanın üstüne başka birininin...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Sosyal Medya
24 Nisan 2009 | 1 Yorum
Hem teknik hem de içerik ve metodoloji açısından henüz mağara çağı kalitesinde olsa da Internet üzerindeki sosyalleşme evreleri (dolayısıyla onların oluşturduğu büyük resim: Sosyal Medya) umut verici gelişmelerle yoluna devam ediyor. Blogger, WordPress gibi popüler servislerde blog yazıyoruz, Facebook‘da arkadaşlarımız var, Google Reader‘da içerik takibi yapıyor ve paylaşıyoruz, Flickr‘a fotoğraf yüklüyoruz, last.fm‘de müzik yayını yapıyor, Delicious‘ta yer imlerimizi saklıyor, Twitter‘da anlık paylaşımlarda bulunuyoruz....
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Hayat
23 Nisan 2009 | 7 Yorum
Günlük tutmak ilginç bir eylemdir. Günlükler, tutanlara göre onların ayrılmaz bir parçasıyken, aynı zamanda bir çok kişiye anlamsız da gelebilir. Bir düşünün: hayatınıza dair önemli sırların ve iç dünyanızdaki düşüncelerin önemli bir bölümünü kayıt altına alıyorsunuz ve bunları herkesten bir sır gibi saklıyorsunuz. Bir nevi kendi kendinize konuşup, sesinizi kaydetmek gibi.
Yaklaşık 12 yıldır günlük tutuyorum ve hayatın bana değen birçok önemli noktası bu günlüklerde kayıt altında tutuluyor. İlk gençlik yıllarımdan birinde günlüklerimden...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Hayat, Tasarım
08 Nisan 2009 | 5 Yorum
Dile kolay… Tam 6 sene olmuş. Yıllardır tuttuğum günlükleri, yanına mesleki bilgilerimi, öğrendiklerimi ve tecrübelerimi de katarak, özet bilgiler halinde paylaşmak amaçlı yola çıkmıştım. Bunca zaman içinde Manhem’e dair hatıralarım inanılmazdır. Bu yazıyı yazarken her şey film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Benim için oldukça zor bir karar. Ama çocuğum gibi baktığım, büyüttüğüm bu güzel şeyi artık burada sonlandırmak istiyorum.
Bunun bir çok nedeni var aslında. Burada uzun maddeler halinde sıralayıp değerli vaktinizi de almak...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Hayat
18 Şubat 2009 | 6 Yorum
28 yaşındayım… Hala çocuk yanlarım var biliyorum. Bugün yine sessizce köşesine çekilmiş ağlayan adam ben değil, o çocuktur. Bu karanlıkların hepsi bana ait. Tüm suçların kaynağı benim. Haytanın tekiyim ben. O çocuk masumdur.
O, birçok şeye ağlayacak kadar temizdi. Evet, ağlamaktan söz ediyorum. Hani şu zayıflık belirtisinden. İnsanın topluluk önünde çöküşüne neden olan eylemden. O böyle düşünmezdi. Bunları ben düşünürdüm. Hani şu “olgun” olan adam… O, gözyaşlarıyla ruhunu temizlerdi. Her zaman ağlayacak bir şeyler vardı...
Yazar: Fatih Taşkıran | Kategori: Hayat
13 Şubat 2009 | 12 Yorum
Bu yazı bir aşkın öyküsü aslında. Belki de ölene dek sürecek bir bağlılığın hikayesi. Çok öncelerden, çocukluğumdan başlayabilirim bu öyküye. Uzunca zamandır, tanıştığımı bilip de bir türlü adlandıramadığım bu kavramın adını ilk duyduğum an hissettiğim şeylerden… Öylesine yoğundu ki o sıralar içimdeki yalnızlık; kelimenin tam anlamıyla aşık olmuştum bu duyguya. Benim için vazgeçilmez bir şey olmuştu. Kendimle başbaşa kalmak, kendimi dinlemek, bana inanılmaz zevk veriyordu. İçimdeki boşluğun beni hızla içine çektiği dipsiz bir kuyu...